Invalid Opcode "Paranoia is the belief in a hidden order behind the visible" — The Pi Moive

21Jul/09Off

ÖSS Üzerine

Bugünlerde herkes 2009 Öss'de Türkiye genelindeki başarısızlığa "çözüm" buluyor. Kimiler boş geçen dersleri, kimileri öss'i, kimleride dersaneleri suçluyor. Hernekadar bazılarının suçu diğerlerinden fazla olsada eğer bir suçlu arıyorsanız aynaya bakmanız yeterli olacaktır.

Çocukları neden okula yolluyoruz ? yada ne öğrenmelerini umuyoruz ? hayattaki en önemli sermayeleri zamanlarını çalmanın karşılığından ne sunuyoruz ?

Eğer her hangi bir bilime, çoğrafyadan tutunda fiziğe kadar bakarsanız tek ve en hayati ortak prensibinin "şeyleri sorgulamak" olduğunu görürsünüz. Oysa bizler asla otoriteyi sorugulamayan bireyler yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Eğer bilimden sorgulamayı, akıl yürütmeyi çıkarıtırsanız. Havuz problemlerini çözen ama "depo" problemlerininde kalem bile kımıldatamayan bireyler elde edersiniz.

Bugün Öss'de en yüksek puanı alanlar mühendislik ve tıp seçiyorlar hiç matematik seçen yok. Fakat buna rağmen yağmur yağınca elektrikler kesilir, trenler raydan çıkar, doktorlar tarihteki en eski hastalıkları bile tehşiz edemez, köprülerimizide japonlar inşa ederler.

Çocuklar okuma yazmak öğrenmek istediklerinde okuma-yazma öğreneceklerdir, asıl önemli olan onlara sorgulamayı öğretebilmektir. Sorgulayalabilen bireyler ve onların toplumları değişen zamana karşı ayakta kalabilirler.

Bir başkta teknik hata ise sınavın "test" ile yapılmasıdır. İstatistiksel olarak bu doğru gibi gözükebilir ancak 1 kadın 9 ay'da 1 çocuk doğruyorsa, 9 kadın 1 ay'da 1 çocuk doğruramaz :) İşte bu yüzden 180 soru sormak yerine 3 soru sorup 3 saat süre vermek daha mantıklıdır.

Türkiye'nin eğtim problemleri, kangren olan bir kolun kesilmesi gibi bütün eğtim sistemi tek ve bütün bir reformla değiştirilmediği sürece asla çözülemez.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
10Jul/09Off

Dünya’nın Teorisi

Oldum olası "şu kitaba başladım", "bunu okuyorum" ifadelerini kullanan insanlardan hiç haz etmedim ve muhtemelende etmeyeceğim. Ancak bende bugün bunu yapacağım. :)

Ebook'larımı kayıt altına alırken (yaklaşık 60k var ve ben sadece 100 tanesini kaydettim :( ) ilgiç ve okuması çok zevkli kitaplara rastladım. Bunları söylememdeki amacım "of ben bunları okuyorum yawwww" demek değil aksine güzelliği paylaşmak.

Theory of the Earth - D. Anderson
Theort of the Earth bir popüler bilim kitabı değil aksine bir text book, buna rağmen anlatımı o kadar duru ve akıcı ki okurken asla sıkılmıyorsunuz. Kitap Dünya'nın, Ay'ın ve yer yüzü şekillerinin nasıl oluştuklarını anlatıyor.

Perfect Symmetry: The Search for the Beginning of Time - Heinz R. Pagels
Bir popüler bilim kitabı olmasına rağmen benzerlerin aksine okunması kesinlikle bir vakit kaybı değil. Dünden bugüne evren teorilerini ve onların altında yatan başka düşünceleri anlatıyor.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
9Jul/09Off

İlk Bilgisayarlar

Bilinmeyen bir sebeten dolayı, bir meyva sineniğin zekasına sahip bir sinir ağının yapabileceği bir işi yapan tüm "coder" 'lar (ilgiçtir ki "pc müh"'lerden de katılan baya var) ilk bilgisayarlarının özelliklerini yazmayı bir çeşit "sınıflandırma" kabul ediyorlar. İnanın ki sizin "laptop"'larınızın yada windows kurulu gelen "pc"'lerininiz ne nostajik açıdan nede dönemi anlatan hiçbir özelliği bulunmamakta. Evet eğer ilk kullandığınız bilgisayar 30 terinalin bağlı olduğu, kendi özelleşmiş işletim sistemi bulunan bir 386 mainframe ise lütfen anlatın (Türkiye'de pek çok insanın ilk kullandığı bilgisayalar bunlar). Fakat ilk bilgisyarınız renkli bir laptopsa lütfen "hat paraziti" yapmayın.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
7Jul/09Off

Sigara Yasağı

Öncelikle size şunu sorayım, gerçekten her hangi bir hükümetin halkın "sağlığı" için sigara yasağı koyacağına veya "geri kalmış ülkelerde daha çok sigara tüketiliyor" yalanına inanıyormusunuz ?

Devletimizin bir türlü bırakamadığı kötü bir alışkanlığı var, kendi veya bazı zümrelerin kâr etmesi için, toplumu bir miktar zehirlemesine izin vermek, hatta desteklemek. Gıda katkıları, margarinler, kurşunlu benzin, atık yağlardan çikolata üretmek, zeytin yağına makina yağı ilave edip insanların felç olmasına neden olmak. Liste oldukça uzun ve bunların yanında sigara ? huh etkisi muhtemelen önemsenmeyecek kadar azdır :)

Gelelim "pek bi gelişmiş" ülkelere, evet gerçektende sigara tükemi oldukça az, fakat "neden ?" diye sormalıyız. Bizden daha zeki oldukları için mi ? Yoksa daha eğtimli olduklarından mı ? Yada "üstün ırk"'larından dolayı mı acaba ? Malesef üstün teknolojilerinden dolayı çünkü tütün tüketmenin çok daha verimli yollarınını bulmuşlar :D , Kısaca tütün çiğniyorlar ama tükürme ihtiyacını ortadan kaldırmak için ince kıyılmış tütünü ufak geçirgen çay poşetlerine koyup diş etlerinin üzerine yerleştiriyorlar. Bu özel hale "snus" deniyor ve o kadar önemli ki İsveç bi dönem yasaklandığı için avrupa birliğine başvurusunu geri çekiyor.

Muhtemelen Türkiye'de de yaptıkları "Snus"'a yeni bir pazar yaratmak böylece artık bakkalarımızda 5 yaşından itibaren rahat rahat satabilecekler. Sokakta birinin sigara içip içmediğini gözlemleyerek açıkça bulabilirsiniz. Ama Snus tüketip tüketmediği anlayamazsınız.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
3Jul/09Off

Yerli malı hıyar hazır

Ne zaman iki ali-cengiz oyunuyla kandırılması gerkereken birini ihtiyaç duyulsa vatandaşlarımız her zaman hazır bulunur. Örneğin Yerli malı 'böcek robot' hazır yazısını okuduğumda birkez daha gündeme gelmek isteyen "uzaktan kumandalı oyuncak araba" projesinin nasıl 2 dakkada 10 göz boyama kabiliyeti olduğunuda görmüş oldum. Türkiye'nin üniversiteleri hep böyledir ve böyle kalacaktır. "Bilgisyarlı Silah Sistemi", "Joystick'li silah" anlamında gelmeye önümüzde 100-200 yıl devam edecektir (Peki "bilgisayar" lafının konu ile ilgisi nedir ? bende bilemez oldum sanırım "karizma" oluyor)

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
30Jun/09Off

Sanat adına tecavüz etmek

On yıllarımın geçtiği fakat ne yazık ki uzun zamandır uğramadığım bir semte gittim. Bir grup estetikten yoksun kendine "sanatçı" diyen topluluk, güzel bir parkın ortasına "Kahramanları unutmayalım" diye 10-15 tane bronz heykel dikmiş. Dikmeklede kalmamış olabilecek en kötü ve en çirkinlik yaratabilecek yerleri seçmiş. Mükemmel güzellik ve matematik doğanın kendisidir, sizlerin hisselerinizi yada duygularınızın estetikten yoksun ifadesi bir tek çimen filizinin muhteşemliğinin yanında önemsenmeyecek kadar azdır. "Kahramanları unutmama"'ya gelince insanlar heykelleriyle değil eserleriyle hatırlanırlar eğer bıraktıkları birşey yoksa binlerce heykel dahi kuş tünekleri olmanın ötesine geçemezler.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
27Jun/09Off

Mustafa

Bugün Mustafa filmini izlemeye çalıştım, çalıştım diyorum çünki Can Dündar'ın o titrek sesine dayamadım ve x100 hızında bir göz atmayla yetindim.

Zeki insanlar fikirlerden, orta insanlar olaylardan, aptal insanlar kişilerden konuşurlarmış. Karl Marx'ın okuduğu okulların, Oscar Wilde'in oğlancı olmasının yada Socrates'in erkek aşıklarının herhangi bir dönemde herhangi önemi / etkisi olmuşmudur ? Fakat onların fikirlerinden bazen yüzler bazen milyonlar etkilenmiş, dünyayı değiştirmiş, insan oğlunun bakış açısını çevirmişlerdir.

Filmde bol bol geyik mevucdu ancak FİKİRLER'den yoksundu. Tabii filme kızmamak lazım "Benim naciz bedenim elbet bir gün toprak olacaktır" diyen birini mumyalayan, "Beni görmek demek yüzümü görmek demek değildir" diyen birinin her yere portresini asan bizleriz :) (thx ssg)

İlkokullarda çocukların kafalarına vuruyorlarki tuşlara basacak kadar zeki ama ASLA otoriteyi sorgulayamayacak kadar aptal olsunlar. Neden bu kadar fanatikçe Atatürkçüler, Kemalistler var ? Merak etmiyormusunuz ? Çünkü fikirlerden korkuyorlar. Ya insanlar Devrimcilik, Cumhuriyetçilik, Halkçılık gibi fikirleri öğrenirse, ya otoriteyi sorgularlar ve halkı cehalet içinde bırakan bu yapıyı değiştirmek isterlerse ? Atatürkçülerin korkutukları şey Atatürk ilkeleri.

Endişe etmeyin değerli okurlarım bu ülkenin "gerçek sahipleri" asla böyle şeylere izin vermeyeceklerdir. Atatürkçülükte "Halkı Ezmek" olarak kalmaya devam edecek, Atatürk resmini kazayla yırtanlara gene 10 yıl hapis vermeye devam edeceğiz. Şüpesiz ki "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir, ilim ve fenden baska yol gösterici aramak gaflettir, dalalettir, cehalettir" gibi sözlerde "manası anlaşılamayan bir hat sanatı" olarak kalmaya devam edecektir.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
23Jun/092

Pardus Haberleri

Almanya, Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlarda milyonlarca kişi sokaklara dökülüp "Pardus hanggan at kailanman" sloganları atmışlar böylece Pardus artık gelişmiş ülkelerden de destek almıştır.

Alan Cox yaptığı açıklamada Intel'den ayrılıp Tübitak bünyesindeki Pardus takımına katılacağını ifade etmiş. "Pardus'un maskotunun zekası ve zerafeti karşında nasıl aptal bir pengueni destekleriz, uçamıyooo bile" demiştir.

Nvidia Linux sürücü deskteğini kesmiş, sadece ve sadece Pardus sürücüleri çıkartacağını ilan etmiştir.

Redhat kepenkleri kapatmış, Debian'ının kurucusu Ian Murdock: "Sonunda Pardus'un kutsal tüyleriyle karanlık çağlardan kurtulduk" demiştir. Debian'nın artık gereksiz olduğunuda sözlerine eklemiştir.

Richard Stallman, "GNU is no more, GNU is Pardus" demiş ve Pardus'u Özgür Yazılım Hareket'inin tek yazılımı ilan etmiştir.

Intel, AMD ve Motorola yayınladıkları ortak bildirgede 2010 itibariyle çıkaracakları tüm işlemcilerin Linux ile uyumsuz olacağını ve sadece Pardus'la uyumlu olacaklarını ifade etmişlerdir.

Filed under: Hat Paraziti 2 Comments
15Jun/093

Open Source Efsaneleri

Yaklaşık olarak her linux kuran "punk" open source ve gnu hakkında bişiler yazıyor hatta bazıları "Ntv Bilim" gibi dergilerde de yayınlanıyor. Her nasılsa her seferinde bu "punk"'lardan biri lafı şu noktalara getiriyor ki açıklamadan duramayacağım.

  1. "Kapalı kaynak (closed source) yazılımların nerelere neler gönderdiğini, neler yaptığını bilemezsiniz ve bu sebepten güvenemezsiniz."
    Her şeyden önce neler yaptıklarını adım adım bilebiliriz. Windows'da (bkz : RPC zafiyeti) veya Internet Explorer'da bir zafiyet olduğunu ve tam noktasını nasıl biliyoruz sanıyorsunuz ? Leylekler mi getiriyor ? Dahası onun nasıl suistimal edildiğini düşünüyorsunuz ? "Kara büyü" ile mi ?
  2. "Kapalı kaynak yazılımlar başkaları tarafından geliştirilemezler"
    Evet sizin 10k satırlık "stok defteri" uygulamanız açık kaynak olsa dahi muhtemelen kimse tarafından geliştirilmeyecektir. AMA kapalı kaynak yazılımlar başka programcılar tarafından geliştirilebilir. Geçmiştede örnekleri mevcudtur (Tabii yasal değildir vb...) Örneğin win9x sistemlerde " o olmadan program yazmanın imkansız" olduğu bir debugger vardı ve kodlara sahip olmayan programcılar bu yazılıma yeni komutlar ve özellikler eklediler. Çünkü onu baştan yazmak ona özellikler eklemekten çok daha zordu. (bkz: IceDump) (Hatta işi biraz abartıp ilk kernel mode mp3 player'ide yaptılar :D )

Son olarak en azından bişiler yazacaksanız en azından konuya biraz aşikar olun. Yüzlerce şehir efsanesini çoğaltmayın. (Özellikle "NTV Bilim"'in daha seçici olmasını bekliyorum !!!)

Filed under: Hat Paraziti 3 Comments
14Jun/090

Müsbet Adam ve Menfi Adam

Değerli okurlarım artık başkalarının yazıları gereğinden fazla yayınladığımı düşünebilirler, ancak benim söyleceklerimi benden öncekiler muhtemelen benim ifade edebileceğimden çok daha net anlatmışlar. Sizleri Nurullah Ataç'ın şu yazısı ile baş başa bırakıyorum. (Ayrıca özellike "imla manyak"'larıda imlaya uymayan bir başka yazar görmüş olurlar(not bende yazarken bazı hataları eklemiş olabilirim affola)

Bir zamanlar müsbet adam, menfi adam derlerdi; şimdi unutular o sözleri, yerine yapıcı, yıkıcı çıktı. Müsbet adam, yapıcı adam her emeğin değerini bilen, bunun için de ortaya konan her şeye hoşgörürlükle bakan adamdır. Ama ne olursa olsun; mademki bir şiir, bir roman yazılmış, bir iş görüşmüş, onu beğenir, sevinçle gülümser, yahut beğenmez, gülümser gibi görünür, böylelikle de edebiyatın, düşüncenin ilerlemesine yardım ettiğine inanır. Ortaya konanda kusur ararsanız, kusur bulursanız, o zaman menfi adamsınız, yıkıcı adamsınız...

Ben size bir şey söyleyeyim mi ? Müsbet adam olmak, yapıcı adam olmak gerçekten bir şey kurulmasına, şöyle çabucak  geçmiyecek, zamana dayanacak bir şey kurulmasına çalışmaksa, asıl müsbet adam, asıl yapıcı adam onların menfi adam, yıkıcı adam dedikleridir. Edebiyat alanı, düşünce alanı, belki her alanadan çok, gerçek inanma ister.

İnanan için şunun bunun emeği yoktur, şunun bunun hatırı yoktur, doğruluğuna inandığı, doğruluğunu tâ içinden duyduğu, öyle şakaya, yalana gelmiyen hakikatler vardır. Okuduğu kitapta inandığı güzelliği bulamıyorsa, o kitabın gereçkten beğenilmeye, şöyle kendimizi ortaya atarak, tehlikeye atarak, kellemizi ortaya koyarak beğenilmeye lâyık olduğunu sanmıyorsa, söyler onun değersiz olduğunu, söyler onun kusurlarını. Susmaz, susamaz: inancı komaz ki sussun. Susması beğenmediğini göstermeye yetiyorsa, o zaman susar.

Her çirkin eserin, her kusurlu, yanlış eserin, hele herhangi bir kaygı ile övülür, örnek diye gösterilirse, kendisinin inandığı güzelliğe, kendisinin inandığı doğruya bir kötülüğü olacağını, onların kurulmasını geciktireceğini bilir. Bile bile de nasıl alkışlar ? Çirkinlikler üst üste yığılır, karşısına geçip pöhpöhliyecekler bulunursa, onlardan bir güzellik çıkacağına inansın mı diyorsunuz ? Onun istediği, bir şeyi güzel saymak, bununla kendini avutmak değildir ki... İnandığı şeyler vardır diyorum size, onlara uymıyana düşman kesilir.

İki türlüdür asıl yapıcı, biri yapar, temelleri de atar, üstüne yapıyı da çıkar. Ötekinin temel atmak, yapı çıkmak elinden gelmez ama atılan temel, çıkılan yapı sağlam mı, çürük mü, onu anlar. Çürüktür diyorsa, elinden geldiği kadar onları yıkmaya, toprağı temizlemeğe çalışır. Büyük küçük, gerçekten bir saray yapılmasını istediği yere yamrı yumru bir kulübe dikilmesine neden razı olsun ? O kulübe yarın nasıl olsa yıkılacak, kendiliğinden çökecek değil mi ? Bari bir gün önce süpürülsün de orada bir şey var diye kimseyi aldatmasın.

Yıkıcılara, yıkıcı dedikleri adamlara neden bu kadar sinirleniyorlar ? Sağlamı yıkmak kimin haddi ? Güzel bir eseri istediğiniz kadar kötüleyin, tanınmasın, kimseler görmesin diye üstüne örtüler örtün, toz toprak yığın, günü gelir, gene bütün güzelliğiyle görünüverir.

Filed under: Hat Paraziti No Comments