Invalid Opcode "Paranoia is the belief in a hidden order behind the visible" — The Pi Moive

26Aug/09Off

Bilim ve Din üzerine

Beni böyle bir konuda yazmaya iten geçtiğimiz günlerde evrim hakkında
"talkshow"'lara çıkan "prof"'ların felsefeden ve bilimden tamamen uzak yorumları
oldu. (Ki bu insanlar "evrimci" idi)

Tanrı Yanılgısı
Dawkins ünlü kitabında tanrıya ihtiyaç olmadığını bu yüzdende kesinlikle var
olamayacağını söylüyor ve yaratılışla evrim arasındaki bağlantıyı tezini
güçlendirmek için kullanıyor. Peki problem nerede ?

Eğer matematik olsaydı bu %100 geçerli bir ispat tekniği olurdu. "Ben
bilmiyorsam yoktur" çeşitli farklı karizmatik isimlerle matematikte sıkça
kullanılan bir tekniktir. Şimdi bunu fiziğe uygulayalım ve neler olacağını
görelim. 18.yy ansiklopedilerinde şöyle anlatım geçer. "Güneş 10.000 yıldan
daha yaşlı olamaz çünkü saf oksijen ve karbondan bile oluşsa şimdiye kadar
bitmesi gerekirdi." Oysa 19.yy'da atom tayflarının ve nükleer enerjinin keşvi
ile Güneş'in yaşının 10.000 değil bir kaç milyar olduğu bulunmuştur. Matematiğin
bu kuralı mantıkta "argumentum ad ignorance" olarak bilinen bir mantık
hatasını doğurur. Bu sebebten tanrının yokluğunu ispat etmek mantık açısından
mümkün değildir.

Bilim Yanılgısı
Bilim "gerçek" yada "mutlak doğru" demek değildir. Çok geriye gitmeyin son 100
yıl içindeki bilimsel ilerlemeye bakın. Eskinin "doğru"'ları bugünün
"yanılgıları" haline gelmiştir. Evrim elimizdeki en mantıklı açıklamadır.
Gözlemlerle uyuşmaktadır. Eğer Dünya'nın Güneş'in çevresinde dönmesini okullarda
okutuyorsanız evrimide okutmalısınız. Bu ne kadar doğru ise evrimde o kadar
doğrudur.

"Gözümüz nasıl oldu ?" ,"Kuşlar nasıl kanatlandı ?" ,"Evrim bunu açıklayamaz bak
tanrının hikmetine" gibi 8-10 yaş sorularını artık bırakmalıyız. Eğer bir
yaratıcı arıyorsanız en azından "ilk enerji"'e bakın.

Fakat şunuda unutmamak gerekli, Güneş'in ışıklarıyla aydınlanan bir toz
zerresindeki karıncalar olarak kendimiz evrende gereğinden fazla bir önem
atfetmiyormuyuz ? Evren bu kadar büyükken bizim kadar ufak canlıların onun
"gündem maddesi" olduğunu düşünmek kulağa pek doğru gelmiyor :)

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
23Aug/09Off

Programlama yanılgısı

Quartz kristallerin özelliklerini incelerken "programcıdan dönme" elektronikçilerinde hatalarını birkez daha gördüm. Eminim hepiniz AVR, PIC ve çeşitli MCU'larla yapılmış frekans sayıcıların sınırsız kopyasını görmüşsünüzdür. Dikkat ederseniz neredeyse hepsi MHz'de virgülden sonra en az 3 yada 6 hane (yani Hz'e kadar) frekansı gösteriyorlar. Peki neden aynı özelliklere sahip bir 1Ghz bir frekans metre $300'ken bu devreler sadece $10 - $30 ? Bu sistemlerin kullandıkları XO modülleri veya AT kesim quartz kristallerin kararlılığı sadece 100 ppm'dir. Yani 20Mhz'lik bir kristall 2Khz civarında frekansını çevre şartlarına ve yaşına göre değiştirir :) O halde siz en en en fazla virgülden sonra 2 hane'lik hassasiyete sahip olabilirsiniz. (Tabii MCU'dan kaynaklanan herşeyi ihmal edersek !!!). Oysa frekansmetrelerin OCXO'larının kararlılığı 0.000001 ppm'dir :)

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
2Aug/09Off

Güvenlikçi

Daha önce Kullanıcının Evrimi başlıklı yazımda "günvelikçi"'lerin doğuşuna değinmiştim. Bugün ne yazık ki  Über Programcının Hayat Rehberi adlı bir yazı okudum ve birkez daha hala henüz "programcı neyi programlar"'ı anlayamayan bir güvenlikçi daha görmüş oldum. Programcılar kod yazan sekreterler değildirler :)

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
21Jul/09Off

ÖSS Üzerine

Bugünlerde herkes 2009 Öss'de Türkiye genelindeki başarısızlığa "çözüm" buluyor. Kimiler boş geçen dersleri, kimileri öss'i, kimleride dersaneleri suçluyor. Hernekadar bazılarının suçu diğerlerinden fazla olsada eğer bir suçlu arıyorsanız aynaya bakmanız yeterli olacaktır.

Çocukları neden okula yolluyoruz ? yada ne öğrenmelerini umuyoruz ? hayattaki en önemli sermayeleri zamanlarını çalmanın karşılığından ne sunuyoruz ?

Eğer her hangi bir bilime, çoğrafyadan tutunda fiziğe kadar bakarsanız tek ve en hayati ortak prensibinin "şeyleri sorgulamak" olduğunu görürsünüz. Oysa bizler asla otoriteyi sorugulamayan bireyler yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Eğer bilimden sorgulamayı, akıl yürütmeyi çıkarıtırsanız. Havuz problemlerini çözen ama "depo" problemlerininde kalem bile kımıldatamayan bireyler elde edersiniz.

Bugün Öss'de en yüksek puanı alanlar mühendislik ve tıp seçiyorlar hiç matematik seçen yok. Fakat buna rağmen yağmur yağınca elektrikler kesilir, trenler raydan çıkar, doktorlar tarihteki en eski hastalıkları bile tehşiz edemez, köprülerimizide japonlar inşa ederler.

Çocuklar okuma yazmak öğrenmek istediklerinde okuma-yazma öğreneceklerdir, asıl önemli olan onlara sorgulamayı öğretebilmektir. Sorgulayalabilen bireyler ve onların toplumları değişen zamana karşı ayakta kalabilirler.

Bir başkta teknik hata ise sınavın "test" ile yapılmasıdır. İstatistiksel olarak bu doğru gibi gözükebilir ancak 1 kadın 9 ay'da 1 çocuk doğruyorsa, 9 kadın 1 ay'da 1 çocuk doğruramaz :) İşte bu yüzden 180 soru sormak yerine 3 soru sorup 3 saat süre vermek daha mantıklıdır.

Türkiye'nin eğtim problemleri, kangren olan bir kolun kesilmesi gibi bütün eğtim sistemi tek ve bütün bir reformla değiştirilmediği sürece asla çözülemez.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
10Jul/09Off

Dünya’nın Teorisi

Oldum olası "şu kitaba başladım", "bunu okuyorum" ifadelerini kullanan insanlardan hiç haz etmedim ve muhtemelende etmeyeceğim. Ancak bende bugün bunu yapacağım. :)

Ebook'larımı kayıt altına alırken (yaklaşık 60k var ve ben sadece 100 tanesini kaydettim :( ) ilgiç ve okuması çok zevkli kitaplara rastladım. Bunları söylememdeki amacım "of ben bunları okuyorum yawwww" demek değil aksine güzelliği paylaşmak.

Theory of the Earth - D. Anderson
Theort of the Earth bir popüler bilim kitabı değil aksine bir text book, buna rağmen anlatımı o kadar duru ve akıcı ki okurken asla sıkılmıyorsunuz. Kitap Dünya'nın, Ay'ın ve yer yüzü şekillerinin nasıl oluştuklarını anlatıyor.

Perfect Symmetry: The Search for the Beginning of Time - Heinz R. Pagels
Bir popüler bilim kitabı olmasına rağmen benzerlerin aksine okunması kesinlikle bir vakit kaybı değil. Dünden bugüne evren teorilerini ve onların altında yatan başka düşünceleri anlatıyor.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
9Jul/09Off

İlk Bilgisayarlar

Bilinmeyen bir sebeten dolayı, bir meyva sineniğin zekasına sahip bir sinir ağının yapabileceği bir işi yapan tüm "coder" 'lar (ilgiçtir ki "pc müh"'lerden de katılan baya var) ilk bilgisayarlarının özelliklerini yazmayı bir çeşit "sınıflandırma" kabul ediyorlar. İnanın ki sizin "laptop"'larınızın yada windows kurulu gelen "pc"'lerininiz ne nostajik açıdan nede dönemi anlatan hiçbir özelliği bulunmamakta. Evet eğer ilk kullandığınız bilgisayar 30 terinalin bağlı olduğu, kendi özelleşmiş işletim sistemi bulunan bir 386 mainframe ise lütfen anlatın (Türkiye'de pek çok insanın ilk kullandığı bilgisayalar bunlar). Fakat ilk bilgisyarınız renkli bir laptopsa lütfen "hat paraziti" yapmayın.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
7Jul/09Off

Sigara Yasağı

Öncelikle size şunu sorayım, gerçekten her hangi bir hükümetin halkın "sağlığı" için sigara yasağı koyacağına veya "geri kalmış ülkelerde daha çok sigara tüketiliyor" yalanına inanıyormusunuz ?

Devletimizin bir türlü bırakamadığı kötü bir alışkanlığı var, kendi veya bazı zümrelerin kâr etmesi için, toplumu bir miktar zehirlemesine izin vermek, hatta desteklemek. Gıda katkıları, margarinler, kurşunlu benzin, atık yağlardan çikolata üretmek, zeytin yağına makina yağı ilave edip insanların felç olmasına neden olmak. Liste oldukça uzun ve bunların yanında sigara ? huh etkisi muhtemelen önemsenmeyecek kadar azdır :)

Gelelim "pek bi gelişmiş" ülkelere, evet gerçektende sigara tükemi oldukça az, fakat "neden ?" diye sormalıyız. Bizden daha zeki oldukları için mi ? Yoksa daha eğtimli olduklarından mı ? Yada "üstün ırk"'larından dolayı mı acaba ? Malesef üstün teknolojilerinden dolayı çünkü tütün tüketmenin çok daha verimli yollarınını bulmuşlar :D , Kısaca tütün çiğniyorlar ama tükürme ihtiyacını ortadan kaldırmak için ince kıyılmış tütünü ufak geçirgen çay poşetlerine koyup diş etlerinin üzerine yerleştiriyorlar. Bu özel hale "snus" deniyor ve o kadar önemli ki İsveç bi dönem yasaklandığı için avrupa birliğine başvurusunu geri çekiyor.

Muhtemelen Türkiye'de de yaptıkları "Snus"'a yeni bir pazar yaratmak böylece artık bakkalarımızda 5 yaşından itibaren rahat rahat satabilecekler. Sokakta birinin sigara içip içmediğini gözlemleyerek açıkça bulabilirsiniz. Ama Snus tüketip tüketmediği anlayamazsınız.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
3Jul/09Off

Yerli malı hıyar hazır

Ne zaman iki ali-cengiz oyunuyla kandırılması gerkereken birini ihtiyaç duyulsa vatandaşlarımız her zaman hazır bulunur. Örneğin Yerli malı 'böcek robot' hazır yazısını okuduğumda birkez daha gündeme gelmek isteyen "uzaktan kumandalı oyuncak araba" projesinin nasıl 2 dakkada 10 göz boyama kabiliyeti olduğunuda görmüş oldum. Türkiye'nin üniversiteleri hep böyledir ve böyle kalacaktır. "Bilgisyarlı Silah Sistemi", "Joystick'li silah" anlamında gelmeye önümüzde 100-200 yıl devam edecektir (Peki "bilgisayar" lafının konu ile ilgisi nedir ? bende bilemez oldum sanırım "karizma" oluyor)

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
30Jun/09Off

Sanat adına tecavüz etmek

On yıllarımın geçtiği fakat ne yazık ki uzun zamandır uğramadığım bir semte gittim. Bir grup estetikten yoksun kendine "sanatçı" diyen topluluk, güzel bir parkın ortasına "Kahramanları unutmayalım" diye 10-15 tane bronz heykel dikmiş. Dikmeklede kalmamış olabilecek en kötü ve en çirkinlik yaratabilecek yerleri seçmiş. Mükemmel güzellik ve matematik doğanın kendisidir, sizlerin hisselerinizi yada duygularınızın estetikten yoksun ifadesi bir tek çimen filizinin muhteşemliğinin yanında önemsenmeyecek kadar azdır. "Kahramanları unutmama"'ya gelince insanlar heykelleriyle değil eserleriyle hatırlanırlar eğer bıraktıkları birşey yoksa binlerce heykel dahi kuş tünekleri olmanın ötesine geçemezler.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off
27Jun/09Off

Mustafa

Bugün Mustafa filmini izlemeye çalıştım, çalıştım diyorum çünki Can Dündar'ın o titrek sesine dayamadım ve x100 hızında bir göz atmayla yetindim.

Zeki insanlar fikirlerden, orta insanlar olaylardan, aptal insanlar kişilerden konuşurlarmış. Karl Marx'ın okuduğu okulların, Oscar Wilde'in oğlancı olmasının yada Socrates'in erkek aşıklarının herhangi bir dönemde herhangi önemi / etkisi olmuşmudur ? Fakat onların fikirlerinden bazen yüzler bazen milyonlar etkilenmiş, dünyayı değiştirmiş, insan oğlunun bakış açısını çevirmişlerdir.

Filmde bol bol geyik mevucdu ancak FİKİRLER'den yoksundu. Tabii filme kızmamak lazım "Benim naciz bedenim elbet bir gün toprak olacaktır" diyen birini mumyalayan, "Beni görmek demek yüzümü görmek demek değildir" diyen birinin her yere portresini asan bizleriz :) (thx ssg)

İlkokullarda çocukların kafalarına vuruyorlarki tuşlara basacak kadar zeki ama ASLA otoriteyi sorgulayamayacak kadar aptal olsunlar. Neden bu kadar fanatikçe Atatürkçüler, Kemalistler var ? Merak etmiyormusunuz ? Çünkü fikirlerden korkuyorlar. Ya insanlar Devrimcilik, Cumhuriyetçilik, Halkçılık gibi fikirleri öğrenirse, ya otoriteyi sorgularlar ve halkı cehalet içinde bırakan bu yapıyı değiştirmek isterlerse ? Atatürkçülerin korkutukları şey Atatürk ilkeleri.

Endişe etmeyin değerli okurlarım bu ülkenin "gerçek sahipleri" asla böyle şeylere izin vermeyeceklerdir. Atatürkçülükte "Halkı Ezmek" olarak kalmaya devam edecek, Atatürk resmini kazayla yırtanlara gene 10 yıl hapis vermeye devam edeceğiz. Şüpesiz ki "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir, ilim ve fenden baska yol gösterici aramak gaflettir, dalalettir, cehalettir" gibi sözlerde "manası anlaşılamayan bir hat sanatı" olarak kalmaya devam edecektir.

Filed under: Hat Paraziti Comments Off