ÖSS Üzerine
Bugünlerde herkes 2009 Öss'de Türkiye genelindeki başarısızlığa "çözüm" buluyor. Kimiler boş geçen dersleri, kimileri öss'i, kimleride dersaneleri suçluyor. Hernekadar bazılarının suçu diğerlerinden fazla olsada eğer bir suçlu arıyorsanız aynaya bakmanız yeterli olacaktır.
Çocukları neden okula yolluyoruz ? yada ne öğrenmelerini umuyoruz ? hayattaki en önemli sermayeleri zamanlarını çalmanın karşılığından ne sunuyoruz ?
Eğer her hangi bir bilime, çoğrafyadan tutunda fiziğe kadar bakarsanız tek ve en hayati ortak prensibinin "şeyleri sorgulamak" olduğunu görürsünüz. Oysa bizler asla otoriteyi sorugulamayan bireyler yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Eğer bilimden sorgulamayı, akıl yürütmeyi çıkarıtırsanız. Havuz problemlerini çözen ama "depo" problemlerininde kalem bile kımıldatamayan bireyler elde edersiniz.
Bugün Öss'de en yüksek puanı alanlar mühendislik ve tıp seçiyorlar hiç matematik seçen yok. Fakat buna rağmen yağmur yağınca elektrikler kesilir, trenler raydan çıkar, doktorlar tarihteki en eski hastalıkları bile tehşiz edemez, köprülerimizide japonlar inşa ederler.
Çocuklar okuma yazmak öğrenmek istediklerinde okuma-yazma öğreneceklerdir, asıl önemli olan onlara sorgulamayı öğretebilmektir. Sorgulayalabilen bireyler ve onların toplumları değişen zamana karşı ayakta kalabilirler.
Bir başkta teknik hata ise sınavın "test" ile yapılmasıdır. İstatistiksel olarak bu doğru gibi gözükebilir ancak 1 kadın 9 ay'da 1 çocuk doğruyorsa, 9 kadın 1 ay'da 1 çocuk doğruramaz
İşte bu yüzden 180 soru sormak yerine 3 soru sorup 3 saat süre vermek daha mantıklıdır.
Türkiye'nin eğtim problemleri, kangren olan bir kolun kesilmesi gibi bütün eğtim sistemi tek ve bütün bir reformla değiştirilmediği sürece asla çözülemez.
